بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla
 
BİR İNSAN VE PEYGAMBER OLARAK
 
Hz. Peygamber (S.A.S.) her şeyden önce bir insandır. O bir insandan doğmuş, insanlar arasında yaşamış ve her türlü sosyal ve coğrafi şartlardan olumlu veya olumsuz şekilde etkilenmiş, hayat mücadelesi içerisinde gülmüş, ağlamış, sevinmiş, üzülmüş, hayatı insan olarak yaşamıştır.

Onun İnsan yönüne Kur’ân-ı Kerim’de şöyle işaret edilir:

“De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlah’ınızın, sadece bir İlah olduğu vahiy olunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın” (El-Kehf, 18/110)

O belli bir zaman ve mekan içerisinde yaşamış olmakla beraber, bilhassa câhiliye toplumunun kötü örf ve adetlerinden ALLAH’ın lütfu ile korunmuştur. Böylece o câhiliye devrinin yaygın kötülüklerinden hiçbirine bulaşmadan, putlara tapmadan, putların şerefine kesilen kurban etlerinden yemeden, içki şarap içmeden ruhi temizlik ve esenlik içinde büyümüştür.

Hz. Peygamber’in ahlakı hakkındaki en büyük kaynak Kur’ân-ı Kerim’dir. Nitekim, Hz. Aişe’ye “ALLAH’ın Resulü’nün ahlakından bize haber ver” denildiğinde o “Sen Kur’ân’ı okumaz mısın? Sorusunu sormuş ve “ALLAH’ın Nebi’sinin ahlakının Kur’ân olduğunu” söylemiştir. Bu konuda bizzat Hz. Peygamber “Beni Rabbim terbiye etti ve beni güzel şekilde terbiye etti” demiştir.

Bu yüce ahlaki meziyetlere sahip olan Hz. Muhammed (S.A.S.), ALLAH (C.C.) tarafından bütün insanlığa peygamber olarak seçilmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de “Sen bu kitabın sana verileceğini ummazdın. O, ancak Rabbinin bir rahmetidir” (El-Kasas, 28/86) denilir.

“Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelmişti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz?” (Al-i İmran, 3/144) ayetiyle onun insani özelliklerine işaret edilmekte ve kendisinden önceki peygamberler gibi bir peygamber olduğu ifade edilmektedir. Yine, bu konudaki her türlü karışıklığı ve istismarı önlemek için Kur’ân’da “Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil, O ALLAH’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. ALLAH her şeyi bilendir” (El-Ahzâb, 33/40) denmiştir.

ALLAH tarafından bütün insanlık için peygamber olarak seçilmek ne kadar büyük bir şeref ise o denli de sorumluluk isteyen bir görevdir. Bu sorumluluklarına işaretle Yüce ALLAH “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O’nun mesajını duyurmamış olursun.” (El-Mâide 5/67) diye ihtarda bulunmuştur.

Bu sorumluluk gereği, Hz. Muhammed görevi ile ilgili hiçbir fedakarlıktan kaçınmamış ve hiçbir zaman vahyin dışına çıkmamıştır. Onun bu hareket tarzını Kur’ân’ı Kerim “De ki: onu kendiliğimden değiştirmem, ben ancak bana vahyolunana uyarım.” (Yunus 10/15) ifadeleriyle dile getirmiştir.

Yine mücadele dolu hayatı ile ilgili Kur’ân’da şu hususlara dikkat çekilmiştir:

“Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere Bize isnat etmen için seni neredeyse sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi. Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin. O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra Bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın. Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de fazla kalamazlar. Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkında kanun (da budur). Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.” (El-İsrâ 17/73-78).

Hz. Muhammed (S.A.S.), Kur’ân-ı Kerim'in ifadesi ile “Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler” (Sebe, 34/28) denilerek bütün insanlara gönderilmiştir. Onun gönderiliş hikmeti insanlara rahmet vesilesi olmaktır. “Resulüm! biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (El-Enbiyâ 21/107)

O içinde yaşadığı toplumun şartlarını en iyi bilen bir insan olarak onların hidayetlerini istemiş ve bu uğurda her türlü haksızlığa ve kabalığa tahammül etmiştir. “Andolsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, insanlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.” (Et-Tevbe 9/128) ayeti O’nun merhameti ve şefkatini göstermektedir.

 

<< Biyografisi İçerik Sayfası Örnek Almanın Önemi >>